Deri Hastalıkları Ve Tedavi Yolları

Konusu 'Sağlık bilgisi' forumundadır ve HazaN tarafından 4 Şubat 2011 başlatılmıştır.

  1. HazaN

    HazaN Admin Yönetici Admin



    cilt hastalıkları ve tedavileri, deri hastalıkları nelerdir, deri hastalıklarının tedavisi

    Egzama

    Egzama, çeşitli nedenlerle ortaya çıkan ve deride kızarıklık, şişme, veziküller, kaşıntı gibi belirtilerle görülen daha çok psikosomatik nedenli deri hastalığı. Başlıca özelliği, kızarık deri üzerinde beliren kabarcıklardır. Akut, kronik, yaş ve kuru egzama gibi türleri vardır.

    Tedavisi
    Akut evrede eski ilaçlar halen değerini yitirmemiştir; ihlamur ile ıslatmalar, suyla tutulmuş hamur ya da bezoini olmayan taze domuz yağıyla hazırlanmış hamur kompresleri, ellerde önemli bir akıntı varsa 2 gümüş nitrat eriyiği sürme. Pullanma evresinde indirgenler ihtiyol, katran kullanılır. Yerel kullanılan kortikoidler çok büyük yarar sağlar kıllı bölge ya da kıvrımlarında losyonlar, ıslak bögelerde kremler, kuru bölgelerde merhemler, ama yüzde, flüorlu olmayanları yalnız kısa sürelerde ve çok büyük ihtiyatla kullanılmalıdır.

    Genel tadavi, özgü olsun olmasın duyarsızlaştırmayı öngörür. Antihistaminikler, özellikle kaşıntıya karşı çok yararlıdır. Genel kortizon tedavisinde ağır olgularda başvurulur, tedavi kesildikten sonra çoğunlukla hastalık yine tekrarlar. Bazı kaplıcalarda yapılan banyolar yararlı olabilir.
     
  2. HazaN

    HazaN Admin Yönetici Admin


    Cevap: Deri Hastalıkları Ve Tedavi Yolları

    Cüzam
    Belirtiler
    Cüzam iki biçimde ortaya çıkar ve her ikisinde de belirtiler, iki ya da üç yıl süren uzun bir kuluçka döneminden sonra görülür. Tüberküloit cüzam denen türünde dirseğin arkasındaki ulna siniri kalınlaşır ve iltihaplanır; bedende çay lekesine benzer lekeler oluşur. Duyum yokluğu nedeniyle farkına varılmayan küçük zedelenmeler ve enfeksiyon daha büyük hasarlara yol açar.

    Nedenler
    Cüzamın nedeni, "mycobacterium leprae" adlı bakteridir. Bakteri, deri ve sinirleri etkileyerek duyum yitimine, ağır vakalarda ise biçim bozukluğuna yol açar. Hastalığa neden olan bakteri, bir kişiden ötekine deri temasıyla ve - büyük bir olasılıkla - burundan çıkan damlacıklarla geçer. Böceklerle, sterilize edilmemiş dövme iğneleriyle, derialtına yapılan şırıngalarla da bulaştığı bilinmektedir. Bulaşıcı bir hastalık olmasına karşılık, uzun süre yakın temas söz konusu değilse cüzama yakalanma olasılığı azdır. Bu yüzden cüzam, çoğunlukla aile içinde etkili olur.

    Tüberküloit cüzam hastalığın daha hafif bir biçimidir. Genellikle etkilenenler, kulak arkasındaki yüz sinirleri ve elin bir bölümüne ait ulna siniridir. Yavaşça beliren bir uyuşukluk ve çevresel sinirlerde omurilikten başlayıp beden yüzeyine yayılan sinirler duyum yitimiyle ortaya çıkar. Dirseğin arkasındaki ulna siniri kalınlaşır ve iltihaplanır; bedende çay lekesine benzer lekeler oluşur. Duyum yokluğu nedeniyle farkına varılmayan küçük zedelenmeler ve enfeksiyon daha büyük hasarlara yol açar.

    "Lepromatöz cüzam" adı verilen öteki türünde ise bakterinin neden olduğu zarar, çok daha ağır ve yaygındır. Cüzam, tedavi edilmezse ilerler. Duyarsız bölgeler kolayca zarar görür; zedelenmeler fark edilmez, iltihaplanır, bazen kangren olur ve böylece el ve ayak parmakları yitirilir.

    Sinirlerin iltihaplanması, çevresel kas gruplarının felcine yol açarak, bilek ya da ayakta felç yapar. Tedavi edilmeyen hastaların en az yüzde 25inde yüz biçiminin bozulması ya da ciddi sakatlığa varan biçim bozuklukları görülür.

    Toplumdan yalıtılma korkusu, hastaların tedavi için zamanında başvurmasına ve cüzamın çevreye yayılmasına yol açar. Ancak tedavi görmekte olanların genellikle hastalığı bulaştırmadıklarından, yalıtılmaları gereksizdir.

    Tedavi
    Tanıda "lepromin testi" olarak bilinen deri testinden yararlanılır. Böylece hastanın direnci ölçülür. Direnç yüksekse, tüberküloit cüzamın hafif vakalarında olduğu gibi, bazen kendi kendine ya da birkaç aylık ilaç tedavisiyle geçer. Direnç düşükse, ilaç tedavisi yayılmayı sınırlar, ama yineleme eğilimi olduğu için ömür boyu ilaç almak gerekebilir.

    Tedavi edilmeyen cüzam genellikle yaşamı kısaltmaz; yavaş ilerlediği için zamanla artan sakatlıklara ve biçim bozukluklarına neden olur. Bununla birlikte, modern tedaviyle ve erken tanıyla bu üzücü sonuçların önlenebildiğini unutmamak gerekir.

    Tedavi, bir sülfür bileşiği olan dapson DDS ile yapılır. Dapson haftada iki kez ağızdan alınır. Bu tedavi yıllarca, bazen de ömür boyu sürer. Hasta, dapsonun yan etkilerine dayanamazsa, sülfakson ve rifampisin gibi başka bileşikler alabilir. Genellikle hastalarda ilaca tepki olarak karaciğer iltihabı ya da kansızlık oluştuğundan, bu ilaçlarla birlikte vitamin ve demir hapları verilir.

    Zarar görmüş sinirlere yeniden duyarlılık kazandırmak olanaklı olmasa da, etkilenmiş kaslar fizik tedavi ile sağlığa kavuşturulabilir. Kangrenli bölgeler ameliyatla alınır; yüzün ciddi olarak etkilenmiş bölümlerine plastik cerrahi uygulanabilir.
     
  3. HazaN

    HazaN Admin Yönetici Admin


    Cevap: Deri Hastalıkları Ve Tedavi Yolları

    Deri Tahrişi

    Deri tahrişi, genellikle dış etkenler yüzünden deride oluşan çatlak ya da yaralardır. Uzun sürmedikçe tedavi basit, hatta gereksizdir...

    Bedenin başlıca koruyucu örtüsü olan deri, aslında son derece dayanıklıdır. Buna karşılık, sürtünme, sıcak ile soğuk, kimyasal maddeler ve güneş ışığı gibi dış etkenler ile alerji, enfeksiyonlar ve bazı hastalıklar gibi iç etkenlerin etkisiyle deride ağrılı çatlaklar oluşabilir.

    Nedenleri
    Deri tahrişinin pek çok sebebi vardır. Yatak yaraları ve kimyasal tahriş en çok görülenlerindendir. Yatak yaraları, sürekli yatan ya da oturan hastalarda derinin hep aynı bölgesinin sürekli basınç altında olmasından kaynaklanır. Daha çok bilinçsiz hastalarda, özellikle aşırı barbitürat alanlarda, inme geçirenlerde ya da halsizlikten ötürü hareket edemeyenlerde görülür. Yatak yarası en çok kuyruksokumunda ortaya çıkar. Yatak yarasına karşı önlem olarak, hastanın yatakta sık sık döndürülmesi ve basınç altındaki bölgelerin, çinko içeren pomatlarla ya da alkolle ovulması gerekir.

    Kimyasal tahriş nedenleri arasında en önemlileri, işyerlerindeki toz, sıvı ya da buhar halindeki maddelerdir. Endüstride çalışanlarda görülen dermatitlerin deri iltihabı yüzde 70i kömür, taş çimento ya da çelik tozu gibi maddelerin yarattığı aşınmadan kaynaklanır. Asit, parafin, petrol ve terpentin deriye zarar veren etkili maddelerdir. Bu durum en çok yaşlı maden ve inşaat işçilerinde göze çarpar. Maddeyle temas uzun sürerse, derideki küçük, önemsiz yaraların bile geçmesi zorlaşır. Kromla çalışan, kromikasit ve kromatlar ile uğraşan kişilerde, derideki kesik ve sıyrıkların çevresinde kroma bağlı tahrişten ötürü yaralar oluşur. Bunlar en çok parmaklarda ve burnun orta çizgisi boyunca görülür.

    Gittikçe artan bir başka tehlike de radyoaktif maddeler ile röntgen ışınlarının etkisidir. Bunların etkisinde kalan kişilerde çok yavaş iyileşen yaralar oluşur ve bazen bu yaralar kansere dönüşür.

    Belirtiler
    Kimyasal maddelerin yarattığı deri tahrişinde belirti bu maddelerin etkisiyle yıllarca aşınıp yıpranan derinin zamanla kalınlaşması ve üstü pullu bir görünüm kazanmasıdır. Yatak yaralarında derinin su toplayıp patladığı görülür.

    Tedavi
    Birkaç hafta süren deri rahatsızlıklarının doktora gösterilmesi gerekir. Tahriş sonucu oluşmuş yaranın iyileşmesini engelleyen herhangi bir etken bulunabilir ya da tedavi yöntemini değiştirmek gerekebilir. Bütün ciddi deri rahatsızlıklarında erken tedavi yararlı olur. Genel bir kural olarak yaranın üstüne bir şey sürmemek gerekir. Sürülen maddeler yaranın nemli kalmasına yol açacaklarından iyileşmeyi yavaşlatır. Yatak yaralarında, gençlerde yaraların üstü kapatılıp antibiyotiğe başvurulur; yaşlılarda ise daha özenli bakım gerekir.
     
  4. HazaN

    HazaN Admin Yönetici Admin


    Cevap: Deri Hastalıkları Ve Tedavi Yolları

    Döküntü

    Deride geçici olarak ortaya çıkan oluşumlar ve renk değişiklikleri "döküntü" olarak bilinir. Döküntüler çeşitli biçimler alabilirler...

    Bir hastalığın başlangıcında ortaya çıkan döküntüye, birincil döküntü denir. Hastalığın doğal seyri sırasında ya da tedaviye yanıt olarak görünüş ve özelliği değişir. Yeni döküntülere ya da ilk döküntünün görünümündeki bu değişmelerle aldığı yeni biçime ikincil döküntü adı verilir.

    Nedenleri
    Döküntüler, çeşitli hastalıkların belirtisi olabilir. Döküntü, bedenin tümünü etkileyen bir durumun dış belirtisi olabilir. Ateşli hastalıklar, duygusal rahatsızlıklar ya da alerji, döküntü yapabilir. Ancak döküntüler, "dermatit" denilen bir çeşit iltihap olan bir deri rahatsızlığının da belirtisi olabilir. Mantar hastalığı, egzama ve isilik bu tür iltihaplardır.

    Belirtiler
    Birincil döküntülerin en yaygını, doktorların "makül" dedikleri kırmızı lekeler ya da alanlardır. Sınırlı bir alanda derinin rengindeki herhangi bir anormal değişme, "maküler döküntü" olarak nitelendirilir; kırmızılığın kendisine ise "eritem" adı verilir. Bazen, kızamığın başlangıç evresinde olduğu gibi, döküntüler, birbirinden ayrı yüzlerce küçük lekeden oluşur.

    Bazen de lekeler büyüyüp birbirleriyle birleşir ve böylece büyük lekeler oluşur. Döküntünün üstüne parmakla bastırıldığında solmaz, ama bazen geçici bir beyaz alan kalır. Bu, tifo gibi birkaç hastalığın ayırt edici özelliği olduğundan, teşhis için önemlidir.

    Tedavi
    Döküntülerde asıl nedene yönelik tedavi uygulanmalıdır. Ancak kaşıntı çok rahatsızlık veriyorsa, ucuz ve etkili kalamin merhemi kullanılabilir. Kalamin de yeterli olmazsa, doktor, antihistaminli tablet ya da şurup verebilir. Ancak her kaşıntıda antihistaminli kremler kullanılmamalıdır. Antihistaminin de alerjiye yol açabildiği ortaya çıkmıştır.

    Sivilce ya da püstüller patlarsa ya da ülserler varsa, enfeksiyonu önlemek için mikrop öldürücü kremler ya da losyonlar gerekli olabilir. Tedaviye karşın geçmeyen, yineleyen ya da belirgin bir neden yokken ortaya çıkan döküntüler ayrıntılı bir incelemeyi gerektirir. Testlerde nedenin ya da altta yatan bir hastalığın tanılanması mümkündür. Bu konuda önemli bir nokta da başkasına verilmiş olan ilacın, döküntüler birbirine benzese de kullanılmamasıdır.
     
  5. HazaN

    HazaN Admin Yönetici Admin


    Cevap: Deri Hastalıkları Ve Tedavi Yolları

    Sedef

    Sedef hastalığı immunogen etik bir hastalıktır. Irsidir ve vücudun bağışıklık sistemi ile ilgilidir. iklim, yiyecekler, enfeksiyonlar, depresyon ve hastaların psikolojik durumları hastalığı azdırır veya davet eder, ancak sebebi değildir.

    Sedefi fototerapi, cilde sürülen ilaçlar ve ağızdan alınan ilaçlar ile tedavi edilebilir.

    Fototerapi iki şekilde yapılır: UVB ışınları dalga boyu 290-320 nm ve PUVA. Tedavi merkezimizde iki çesit tedaviyi de gerçekleştirecek cihazlarımız bulunmaktadır. Bu cihazlar ile bütün vücuda ele, ayağa, kola, bacağa ve başa ayrı ayrı ultraviole ışınları vermek mümkündür. Bu iki çeşit tedavi de derinin rengine ve hastanın toleransına göre ayarlanır.

    UVB ışınlarıyla tedaviye başlamadan önce MED Minimum eritem dozu tespit edilir ve her gün bu tespit edilen dozun 50 oranında artırılarak UVB ışınları verilir. En az 12 tedavi gerekir.

    İkinci tedavi yöntemi olan PUVAda dalga boyu 320-400 nm derinin daha derin tabakalarına nüfuz eder. PUVA tedavisi ilaçla ışın tedavisinin karışımıdır. Ağızdan ilaç verildikten bir-iki saat sonra UVA ışınları verilir.